Şehir içi sürüş, uzun yoldan çok daha streslidir çünkü çevredeki risk faktörleri fazladır. Araç trafiği, ani yaya çıkışları, kaygan zeminler, dar sokaklar… Bunların hepsi refleksleri sınar. Bu yüzden şehir içinde motosiklet sürmek, dikkat, sabır ve tahmin gücü ister. “Savunma sürüşü” burada devreye girer; yani her an birinin hata yapabileceğini varsayarak sürmek. Bu bilinç, kazaların yüzde 70’ini önler.
İlk kural: görünür ol. Şehirde fark edilmemek, en büyük tehlikedir. Fosforlu yelekler, LED stoplar ve parlak renkli kasklar görünürlüğü artırır. İkinci kural: göz teması kur. Kavşaklarda sürücülerle göz göze gelmek, onların seni fark ettiğini garanti eder. Üçüncü kural: şerit ortasında sür. Aracın kör noktasına girmemek için şeridin ortası, en güvenli konumdur.
Dördüncü kural: zemine dikkat et. Yağ, mazot, su veya beyaz çizgiler — özellikle yağmur sonrası en kaygan noktalardır. Freni daima yumuşak kullan, ani manevralardan kaçın.
Beşinci kural: dikkatini paylaşma. Telefonla uğraşmak, kulaklıkla müzik dinlemek şehir içinde ölümcül olabilir. Motosiklet sürerken tam farkındalık gerekir.
Son olarak, sabırlı olmayı öğrenmek, şehir içi motorcuların en büyük meziyetidir. Sıkışık trafikte araçların arasından geçmek (makas atmak) cazip gelebilir ama sadece bir hatalı kapı açılması, tüm dengeyi bozabilir. Kısacası, şehirde hızlı değil, akıllı sürücü hayatta kalır.
Motor kontrolü kadar zihinsel hazırlık da şehir trafiğinin anahtarıdır.
